| Mükellef Hakları |
|
|
|
|
Vergi Mahremiyeti (Gizliliği) : Vergi idaresi, vergi yargısı, vergi mevzuatına göre kurulan komisyonlar, vergi mevzuatına göre vergi ile ilgili işlerde kullanılan bilirkişiler ve kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumların; mükellefler tarafından (mükellefin ve mükellefle ilgili kimseler hakkında) sunulan bilgilerin saklı tutulacağı ve üçüncü kişilere açıklanmayacağı hususunda güvence oluşturulması vergi mahremiyeti olarak adlandırılmaktadır. Vergi mahremiyetinin sınırını toplum ile vergi mükellefinin bireysel çıkarları arasındaki denge oluşturmakta ve toplum çıkarları gözetilerek vergi güvenliğini sağlamak amacıyla yapılacak uygulamalar vergi mahremiyetinin ihlali olarak değerlendirilmemektir. Örneğin, bankaların vergi tahsilatı yapabilmeleri ve bu işlemin vergi mahremiyetine engel teşkil etmesini önlemek açısından, vergi mahremiyetini düzenleyen maddede 4962 sayılı Kanun ile yeni bir düzenleme yapılmıştır. Bu çerçevede, Vergi Usul Kanunu’nun 5 inci maddesinde belirtilen kişi ve kurumlar vergi mahremiyeti ile ilgili hükümlere uymak durumundadırlar. Vergi mahremiyetine (gizliliği) ilişkin hükümleri ihlal edenler hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun 198'inci maddesinde yazılı cezanın iki katı uygulanacağı ve bu şekilde verilecek cezanın iki aydan az olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Kanuni Temsilciler : Kanuni temsilciler, küçük ve kısıtlılar ile tüzel kişilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevleri yerine getirmekle yükümlü olanlardır. Kanuni temsilcilerin ödevleri mükellef ve vergi sorumlusunun ödevlerinden farklı değildir. Vergi kanunlarına aykırı hareketleri halinde, vergi aslı, gecikme faizi gibi vergi aslına bağlı alacaklar ve cezalardan belli şartlarda sorumlu tutulurlar. Küçük ve kısıtlılara ait vergi ödevlerinin kanuni temsilcisi tarafından yerine getirilmemesi dolayısıyla tahsil edilemeyen vergi alacağı küçük ve kısıtlının varlığından alınamadığında, kanuni temsilci vergi aslını kendisi ödemek zorunda kalacaktır. Vergi aslına uygulanacak olan gecikme zammı ve faizi gibi vergi cezaları da yine kanuni temsilciden tahsil edilecektir. Burada vergi aslına nazaran fark vergi cezalarında sorumluluğun tamamen kanuni temsilciye ait olması ve söz konusu cezaların tahsili direkt olarak kanuni temsilciden yapılmasıdır. Ayrıca küçük ve kısıtlıların temsilinde vergi cezaları gibi, hapsi gerektiren ve ceza mahkemelerince hüküm olunacak diğer cezaların muhatabı da kanuni temsilcilerdir. Tüzel kişilerde ise kanuni temsilcinin sorumluluğu vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve vergi cezalarında aynıdır. Kanuni temsilciler bakımından vergi borçluluğu sıfatı, asıl mükellef olan tüzel kişiye ödeme emri çıkartılıp, alacağın tahsiline ilişkin takibatın tamamen olumsuz sonuçlanması halinde söz konusu olmaktadır. Bu durumlarda, borçlu sıfatını haiz kanuni temsilciler hakkında ödeme emri tanzimi suretiyle takibe konu vergi alacağının takip ve tahsiline başlanılmaktır. Genel olarak ödeme emri iptalinin, (borcun ödenmiş olması veya ilgilinin vergi borçlusu olmadığının hukuki ve maddi sebeplerle tespiti gibi haller hariç olmak üzere) kanuni temsilcinin vergi borçlusu sıfatını ortadan kaldıran bir etkisi olmamaktadır. Vergi Affı : Vergi afları sadece Ülkemizde gündeme gelen bir olay olmayıp, farklı sıklıklar ile tüm dünyada ortaya çıkmaktadır. Vergi yasalarında vergi affı ile ilgili bir hüküm olmamasına karşın çeşitli zamanlarda çıkartılan yasalar ile vergi aslı, gecikme faizleri, gecikme zamları ve vergi cezaları affedilmiştir. Vergi affı yasaları genelde belli dönemlere ilişkin vergiler ve bu vergilerle ilgili olarak kesilmiş cezaları kapsamıştır. Bu yasaların çoğunda vergi cezaları affedilirken vergi aslının ödenmesi hükme bağlanmıştır. Bunlara ilave olarak, mükellefler kapsamı vergi affına imkan veren yasa hükümlerine bağlı olarak, belli dönemlere ilişkin olarak ek vergi ödemek suretiyle zamanaşımına uğramamış olan vergi dönemlerindeki yükümlülükleri için vergi denetimi geçirme riskini ortadan kaldırmaktadırlar. Vergi İhbarnameleri :Vergi Usul Kanununun 34 üncü maddesinde, ikmalen ve re’sen tarh edilen vergilerin ihbarname ile ilgililere tebliğ edileceği, nev’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılacağı hükme bağlanmıştır.İhbarname esasında tarh edilen vergiler itiraz edilmediği takdirde, mükellefe tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük dava açma süresinin geçmesi ile vergilerin tahakkuku ve cezanın kesinleşmesi nedeniyle söz konusu vergi ve cezaların bir ay içinde ödenmesi gerekmektedir. Vergi Borcunun veya Vergi Alacağının Ortadan Kalkması : Mükellef açısından vergi borcunun, kamu idaresi açısından vergi alacağının hangi durumlarda ortadan kalkacağı Vergi Usul Kanununda hükme bağlanmıştır. Bunlar: 1.Ödeme, 2.Zamanaşımı, 3.Terkin (Vergi borcunun silinmesi/ortadan kaldırılması), 4.Tahakkuktan vazgeçme, 5.Vergi hatalarını düzeltme ve reddiyat, 6.Uzlaşma, 7.Yargı kararı, 8.Ölüm nedeniyle mükellefiyetin sona ermesi, 9.Cezalarda indirim, 10.Vergi affı.Vergi borcunu ortadan kaldıran nedenlerden en doğalı ödemedir. Ödeme, vergi borcunun yükümlü tarafından yasalara uygun biçimde yerine getirilmesidir. Ödeme dışında vergi borcunu kaldıran en önemli nedenlerden biri zamanaşımıdır. Zamanaşımı, bir hakkın kazanılması veya kaybedilmesi için kanunda gösterilen sürenin geçmiş olması demektir. Zamanaşımında talep ve dava hakkı düşer. Zamanaşımı süresinin başlangıcı vergi alacağının doğduğu takvim yılını izleyen takvim yılının başıdır. Vergi Usul Kanununda, vergi idaresi ve mükellefin karşılıklı hak ve mükellefiyetleri beş yıllık zamanaşımı süresi ile sınırlanmıştır. Vergi borçluluğunu sona erdiren nedenlerden bir diğeri terkindir. Genel olarak vergi terkini, tahakkuk etmiş veya tahsil edilmiş bir verginin, tahakkuk kaydının iptali yahut tahsil edilen verginin mükellefe red ve iadesi suretiyle vergi alacağını ortadan kaldıran bir işlemdir. Vergi hataları, tabii afetler ve yargı organlarının kararı nedeniyle vergi terkin edilebilir. Hata düzeltme, uzlaşma, yargı kararı, ölüm, ceza indirimi ve af vergi borcunu kaldıran diğer nedenlerdir. Dava Açma : Vergi davasında konu, vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan işlemin iptali, tarhiyatın terkini, tahsil edilmiş vergilerde iade, haciz, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemlerinin kaldırılması ile ilgilidir. Mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler. Vergi dairesi tadilat ve takdir komisyonlarınca tahmin ve takdir olunan matrahlara karşı vergi mahkemesinde dava açabilir. Gerçek kişi durumundaki mükellefler, davalarını bizzat veya vekil vasıtası ile açarlar. Vekilin avukat olması şarttır. Küçük ve kısıtlılar ile tüzel kişilerde, dava kanuni temsilcileri tarafından açılır. Hazine adına dava açma yetkisi ise vergi dairesi müdürüne aittir. Vergi mahkemelerinde dava açma süresi esas itibariyle otuz gündür. Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Uzlaşma :Gerek tarhiyat öncesi gerekse tarhiyat sonrası uzlaşma; ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyat konusu vergi ve cezalar hakkında mükellef ile vergi idare arasında, vergi ve/veya cezada belli bir indirim yapılması esasına dayanan, uyuşmazlığın yargı organlarına intikal etmeden, kısa sürede tahsil edilmesi sağlayan bir anlaşma uzlaşmayı ifade etmektir. Mükellefin talebi ile vergi incelemesine dayanılarak tarh edilecek vergilerle kesilecek cezalarda (344 üncü maddenin üçüncü fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilecek tarhiyata ilişkin vergi ve ceza hariç) tarhiyat öncesi uzlaşma yapılabilmektedir. Tarhiyat öncesi uzlaşma ile uzlaşma yapılması halinde tutanakla tespit edilen bu husus hakkında dava açılamaz ve hiçbir mercie şikayette bulunulamaz. Uzlaşılan vergi miktarı üzerinden, Vergi Usul Kanunun 112 nci maddesine göre gecikme faizi hesaplanır. Tarhiyat öncesi uzlaşmanın temin edilememiş veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış olması halinde mükellefler veya ceza muhatabı olanlar verginin tarhından ve cezanın kesilmesinden sonra uzlaşma talep edemezler. Uzlaşmada talep hakkı, mükellefe aittir. Tüzel kişiler ve küçük kısıtlıların tarhiyata muhatap olmaları halinde uzlaşma talebi kanuni temsilcileri aracılığı ile yapılır. Uzlaşma talebinin vergi ve ceza ihbarnamesinin mükellef tarafından kabul edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yetkili uzlaşma komisyonuna yapılması gerekir. Tarhiyat sonrası uzlaşmalarda yetkili komisyon, mükellefin bağlı olduğu vergi dairesinin bulunduğu il veya ilçe merkezindeki komisyondur. İl merkezlerinde uzlaşma komisyonu başkanı defterdar olup dilekçenin defterdarlığa verilmesi gerekir. İlçelerde ise uzlaşma komisyonu başkanı bağımsız vergi dairesi müdürüdür. Belli tutarları aşan vergi ve cezalar Gelir İdaresi Başkanlığı’nda oluşturulan merkez. Uzlaşma komisyonu tarafından sonuçlandırılır. Üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit edilen hususlara karşı dava yoluna gidilmesi mümkün değildir. Uzlaşma konusu yapılan vergi ve cezalar, uzlaşma tutanağı vergi ve cezaların ödeme zamanlarından önce ilgiliye tebliğ edilmişse, kanuni ödeme zamanlarında, ödeme süresinden sonra tebliğ edilmişse tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Uzlaşılan vergi ve cezanın vadesinde ödenmemesi, uzlaşmayı hükümsüz kılmaz. Vadesinde ödenmeyen vergi ve ceza için Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca takibat yapılır. Sürelerin Uzatımı :Vergilendirme ile ilgili ödevlerin kanunlarda belirtilen süreler içinde yerine getirilmesi gerekir. Herhangi bir ödevin süresi geçtikten sonra yapılması gecikme faizi veya zammı ile ceza uygulanmasını gerektirir. Vergi kanunlarıyla veya idarece tespit edilen süreler, bazı hallerde işlemezler. Mücbir sebepler, zor durum sebebi ve ölüm hali gibi nedenlerle bu süreler durdurulabilir veya uzatılabilir. Örneğin, Vergi Usul Kanununun 112 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere; memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyetin kalkmasını mucip haller dolayısıyla beyan üzerine tarh olunan vergiler, beyanname verme süreleri içinde ödenir. Mükellefin, vadeleri mezkûr süreden sonra gelen vergileri de aynı süre içinde alınır. Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya benzeri haller dolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, re'sen veya idarece tarh olunan vergileri tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir. Ancak aynı fıkrada yazılı tahsil süreleri Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun mucibince teminat gösterildiği takdirde, Vergi Kanunu ile belli taksit zamanına kadar ve taksit zamanı geçmiş ise üç ay uzatılır. Sürenin uzatımı veya durdurulması vergiyi doğuran olayı etkilemez. Sadece vergilendirme ile ilgili görevin geç yapılmasına imkan sağlar. İtiraz :İtiraz, mükellefin tek hâkim kararına karşı bölge idare mahkemesine başvurma hakkıdır. Vergi mahkemelerinin tek yargıçla verdiği kararlara otuz gün içinde bölge idare mahkemesinde itiraz edilebilir. Temyiz :Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararları, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da temyiz edilebilir. Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabilir. İdare ve vergi mahkemelerinin itiraz yolu açık olan kararları temyiz edilemez. Özelge (Mukteza) :Mükellefler, Maliye Bakanlığından veya Maliye Bakanlığının bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulanması bakımından açık olamayan ve uygulamada şüpheye düştükleri konular hakkında yazılı açıklama isteyebilirler. Yetkili makamlar yazı ile istenecek izahatı "yazı ile veya sirkülerle" cevaplamak mecburiyetindedirler. Sadece başvuru yapan mükellefe yazı ile gönderilen cevaplar “mukteza” veya “özelge” olarak adlandırılmaktadır. Alacakları cevaplara göre hareket eden mükelleflerin bu hareketleri ceza kesilmesini gerektirse dahi ceza kesilmez. İdari Çözümler (Vergi Hataları) :Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır. Bu durumda vergi hatalarını hesap hataları ve vergilendirme hataları olarak iki gruba ayırabiliriz. Hesap hataları da kendi içinde üçe ayrılır:- Matrah hataları: Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır. - Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır. - Verginin mükerrer olması: Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır. Vergilendirme hataları ise şunlardır: Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır; Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır; Mevzuda hata: Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır; Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.Vergi hataları şu yollarla meydana çıkarılabilir: -İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile; -Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile; -Hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması ile; -Hatanın vergi incelenmesi sırasında meydana çıkarılması ile; -Mükellefin müracaatı ile; Düzeltme : Vergi hatalarının düzeltilmesine, ilgili vergi dairesi müdürü karar verir. Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlayarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkını kaybeder. Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler. Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler. Düzeltmede zamaşımı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez.Ancak, düzeltme zamanaşımı süresi :Zamanaşımı süresinin son yılı içinde tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı;- İlan yolu ile tebliğ edilip vergi mahkemesinde dava konusu yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme emrinin tebliğ edildiği;- İhbarname ve ödeme emri ilan yoluyla tebliğ edilen vergilerde 6183 sayılı Kanuna göre hacizin yapıldığı; Tarihten başlayarak bir yıldan aşağı olamaz. Yürütmenin Durdurulması :Danıştay veya idarî mahkemeler, idarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hâkim tarafından çözümlenir. İdareden ve adlî yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdarî veya Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hâkim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine, çalışmaya ara verme süresi içinde ise idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı veren hâkimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. Ceza İndirimi :İkmalen, resen veya idarece tarh edilen vergi veya vergi farkını ve aşağıda gösterilen indirimlerden arta kalan vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını, mükellef veya vergi sorumlusu, ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse; - Vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, müteakiben kesilenlerde üçte biri,- Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının üçte biri, indirilir.Mükellef veya vergi sorumlusu, ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını yukarıda yazılı süre içinde ödemez veya dava konusu yaparsa, bu hükümlerden faydalandırılmaz. Yukarıdaki hükümler, vergi aslına tabi olmaksızın kesilen usulsüzlük cezaları hakkında da uygulanır. Yargı Organları Çözümleri:Vergi Mahkemeleri : Vergi anlaşmazlıkların Danıştay öncesinde karara bağlandığı merci vergi mahkemeleridir. Vergi mahkemeleri, bölgenin coğrafi durumları ve iş hacmi göz önünde tutularak Adalet Bakanlığınca kurulur. Bölge İdare Mahkemeleri :Bölge idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin tek hakimle verdiği nihai kararlara karşı, itiraz edildiğinde bunların çözümü ile yetkili yargı organlarıdır. Vergi İncelemesi, Yoklama ve Bilgi Verme :Vergi İncelemeleri :Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. İncelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir. Vergi İncelemesine Yetkili Olanlar :Vergi Usul Kanununa göre vergi incelemesi hesap uzmanları, hesap uzman yardımcıları, ilin en büyük mal memuru, vergi denetmenleri, vergi denetmen yardımcıları ve vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır. Maliye müfettişleri, Maliye müfettiş muavinleri, Gelirler kontrolörleri ve stajyer Gelirler kontrolörleri, Gelirler Genel Müdürlüğü'nün merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar her hal ve takdirde vergi inceleme yetkisine haizdir. Mükellefler vergi incelemesi yapanlardan hüviyet ibraz etmelerini isteyebilirler. Vergi incelemesi yapanlar, yanlarında memuriyet sıfatlarını ve inceleme yetkisini gösteren fotoğraflı resmi bir vesika bulundurmak ve gittikleri yerde işe başlamadan evvel bu vesikayı ilgililere göstermek zorundadırlar. Vergi İncelemesinin Yapılacağı Yer :Vergi incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olan mükellefin iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir. Bu takdirde incelemeye tabi olanın lüzumlu defter ve vesikalarını daireye getirmesi kendisinden yazılı olarak istenilir. İncelemenin dairede yapılması halinde istenilen defter veya vesikaları belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler, bunları ibraz etmemiş sayılırlar. Haklı bir mazeret gösterenlere, defter ve vesikalarını daireye getirmesi için münasip bir mühlet verilir. Uygulamada vergi mahremiyeti veya işyerinin uygun olmaması nedeniyle inceleme ilgili denetim biriminin çalışma ofislerinde de yapılabilmektedir. Bu durumda, defter veya vesikaların ibrazı için uygun süre talep edilir. Vergi İncelemesi Sırasında Uyulacak Esaslar :Vergi incelemesi yapanlar, yaptıkları inceleme sırasında aşağıdaki esaslara uymak durumundadırlar. - İncelemeye tabi olan mükellefe, inceleme konusunu işe başlamadan evvel açık olarak izah ederler;- Nezdinde inceleme yapılanın onayı olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapamazlar veya buna devam edemezler. (Tutanak düzenlenmesi ve inceleme ile ilgili emniyet tedbirlerinin alınması bu hükmün dışındadır. Ancak bu gibi tedbirler, incelemelerin yapıldığı yerdeki faaliyeti sekteye uğratmayacak şekilde yapılır);- İnceleme bitince, bunun yapıldığını gösteren bir vesika nezdinde inceleme yapılana verilir. Vergi İncelemesine Tabi Olanlar :Vergi Usul Kanununa veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler vergi incelemelerine tabidirler. Vergi İnceleme Tutanakları :İnceleme esnasında lüzum görülen hallerde, vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları ayrıca tutanaklar ile tespit ve tevsik olunabilir. Mükellefin tutanakta yer alan ve kendi defter ve belgelerine dayanmayan tespitleri ile ilgili olarak itiraz ve açıklamalarda bulunabilir. İnceleme geçirenlerin itiraz ve açıklamaları varsa bunlar da tutanağa geçirilir. Bu suretle düzenlenen tutanakların bir nüshasının mükellefe veya nezdinde inceleme yapılan kimseye bırakılması mecburidir. İlgililer tutanakları imzalamaktan çekindikleri takdirde tutanakta bahis konusu edilen olaylar ve hesap durumlarını ihtiva eden defter veya vesikalar nezdinde inceleme yapılandan rızasına bakılmaksızın alınır ve inceleme neticesinde tarh edilen vergiler ve kesilen cezalar kesinleşinceye kadar geri verilmez. İlgililer her zaman bu tutanakları imzalıyarak defter ve vesikaları geri alabilirler. Ancak bu defterlerin suç delili olmaması şarttır. Aramalı Vergi İncelemeleri :İhbar veya yapılan incelemeler dolayısıyle, bir mükellefin vergi kaçırdığına delalet eden emareler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde arama yapılabilir. Aramanın yapılabilmesi için:- Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların buna lüzum göstermesi ve gerekçeli bir yazı ile arama kararı vermeye yetkili sulh yargıcından bunu istemesi;- Sulh yargıcının istenilen yerlerde arama yapılmasına karar vermesi; şarttır. Dolayısıyla arama için yargı kararı şarttır. Mükelleflerin kamuoyu nezdinde maddi ve manevi zararlara maruz kalmalarını engellemek üzere; ihbar üzerine yapılan aramada ihbar sabit olmazsa nezdinde arama yapılan kimse muhbirin adının bildirilmesini istiyebilir, bu takdirde, vergi dairesi muhbirin ismini bildirmeye mecburdur. Aramalı inceleme sırasında vergi ile ilgisi olmıyan şahsi ve özel mektup ve diğer evrak makbuz karşılığında sahiplerine geri verilir. Arama neticesinde alınan defter ve vesikalar üzerindeki incelemeler en geç üç ay içinde bitirilerek sahibine bir tutanakla geri verilir. İncelemelerin haklı sebeplere binaen üç ay içinde bitirilmesine imkan olmayan hallerde sulh yargıcının vereceği karar üzerine bu süre uzatılabilir. Defter ve vesikaların incelenmesi sırasında kanuna aykırı görülen olaylar ve hesap durumları tutanakla tespit olunur. Mükellef bu tutanakları imzadan çekindiği takdirde, bahis mevzu olayları ve hesap durumlarını ihtiva eden defter veya vesikalar aramanın mevzuu ile ilgili vergi ve cezalar kesinleşinceye kadar kendisine geri verilmez. Aramalı inceleme geçiren ilgili kişiler inceleme tutanaklarına diledikleri itiraz ve açıklamaları kaydedebilirler. Aramalı inceleme geçiren ilgili kişiler bu tutanakları her zaman imzalayarak defter ve vesikalarını geri alabilirler. Ancak, bu defter ve vesikaların suç delili teşkil etmemesi şarttır. Mücbir Sebepler :Mücbir sebep mükellefiyet ile ilgili ödevlerin yerine getirilmesine engel teşkil eden hallerdir. Vergi Usul Kanununda yer alan mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde bu sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez. Bu takdirde tarh zamanaşımı işlemeyen süreler kadar uzar. Bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malûm olması veya ilgililer tarafından ispat veya tevsik edilmesi lâzımdır. Mücbir sebepler genel olarak iki başlık altında toplanabilir: Doğal Afetlere Dayalı Mücbir Sebepler Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler sayılmıştır. Diğer Mücbir Sebepler- Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;- Kişinin idaresi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;- Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması. Zor Durum ve özel Haller :Zor durumda bulunması sebebiyle vergi muamelelerine ilişkin ödevlerini süresi içinde yerine getiremeyecek olanlara, kanunî sürenin bir katını, kanunî sürenin bir aydan az olması halinde bir ayı geçmemek üzere, Maliye Bakanlığınca münasip bir süre verilebilir.Bu mühletin verilebilmesi için :- Mühlet isteyen, sürenin bitmesinden evvel yazı ile istemde bulunmalıdır.- İstemde gösterilen mazeret, mühlet verecek makam tarafından kabule edilmelidir.- Mühletin verilmesi halinde verginin alınması tehlikeye girmemelidir.Maliye Bakanlığı mühlet verme yetkisini tamamen veya kısmen mahalline devredebileceği gibi bölgeler, iller, ilçeler veya sektörler ile iş kolları ya da mükellef grupları itibarıyla yazılı başvuru şartı aramaksızın da kullanabilir. Tecil:Mükellef tarafından kamu borcunun vadesinde ödenmesi veya mükellef nezdinde haciz uygulanması veyahut mükellefe ait haczolunmuş malların paraya çevrilmesi mükellefi çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş ve teminat gösterilmiş olmak şartıyla, alacaklı kamu idaresince veya yetkili kılacağı makamlarca; vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası ve gecikme zammı alacakları iki yılı, bu alacaklar dışında kalan âmme alacakları ise beş yılı geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil olunabilir. Borcunun tecilini talep eden ancak, talepleri uygun görülmeyerek reddedilen borçlular söz konusu borçlarını reddin tebliği tarihinden itibaren idarece 30 güne kadar verilebilecek ödeme süresi içinde ödedikleri takdirde bu amme alacağı ödendiği tarihe kadar faiz alınmak suretiyle tecil olunur. Tecilde taksit zamanları ve diğer şartlar tecile yetkili makamlarca tespit olunur. Terkin:Verginin terkini, tahakkuk etmiş veya tahsil edilmiş bir verginin, tahakkuk kaydının iptali yahut tahsil edilen verginin mükellefe red ve iadesi suretiyle vergi alacağını ortadan kaldıran bir işlemdir.Verginin terkinine;- Tabii afetler nedeniyle zarara uğramada verginin terkin edilmesi,- Vergi hatalarından dolayı fazladan alınan vergilerin ıslah edilmesi,- İkmalen veya re’sen salınan ve yargı organlarınca kaldırılan vergilerin tahakkuk kayıtlarının iptali,örnek verilebilir. Terkin edilecek vergi borcunun, zarar vukuundan evvel kapanmış vergilendirme dönemi ile ilgili bulunması ve henüz tahsil edilmemiş olması gerekir. Normal ödeme vadesi geçtiği halde ödenmemiş vergi borçları terkin olunmaz. Terkin için mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine veya mahalli idare heyetine terkin edilecek verginin ödeme vadesi gelmeden veya ödenmiş olan vergiler için zamanaşımı süresinde başvurulması uygun olur.Terkin yetkisi Maliye Bakanlığınındır. Mahalli idare heyetlerince yapılan tespiti yeterli görmeyen mükellefler idare mahkemesine dava açabilirler. |















